Av. Ali TOPÇU

1. İnternet Ortamında Kişilik Haklarının Korunması ve Unutulma Hakkı

A. Yasal Çerçeve ve Kavramsal Temeller

İnternet teknolojisinin yaygınlaşması, kişisel verilerin ve haberlerin dijital ortamlarda süresiz olarak erişilebilir kalmasına yol açmıştır. Bireyin şeref, itibar ve özel hayatına yönelik müdahalelere karşı temel koruma 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenmektedir. Kanunun 24. maddesi şu şekildedir:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin başvurabileceği hukuki yollar ise Kanunun 25. maddesinde belirlenmiştir:

“Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.

Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.

Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.”

Bunun yanında, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin ilkeler 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 4. maddesinde; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve gerektiğinde güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ile işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme şartlarına bağlanmıştır.

B. Yargı Kararlarında Unutulma Hakkı ve Değerlendirme Ölçütleri

Yargıtay 19. Ceza Dairesi-2020/5728-2021/1705-17.02.2021 tarihli kararında kişilik haklarının niteliğini şu şekilde belirlemiştir:

“Medeni hukuk kapsamında kişilik hakları, kategorik anlamda mutlak haklar içinde yer alan, her zaman varolan, zamanla tükenmeyen, herkese karşı ileri sürülebilen, çoğu zaman kişiye sıkı sıkıya bağlı ve devredilemeyen haklardandır”

Aynı kararda ifade özgürlüğü ile unutulma hakkının çatışması bağlamında, unutulma hakkı şöyle tanımlanmıştır:

“Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir”

Yargıtay 19. Ceza Dairesi-2019/31517-2019/14002-11.11.2019 tarihli kararında da aynı tanımı yinelemiş ve internet arşivlerinin ifade ve basın özgürlükleri kapsamında bulunduğunu belirterek yargı organlarının müdahale kriterlerini açıklamıştır:

“yargı organlarının; internet arşivinde kişilerin şeref ve saygınlığına yönelen, kişilerin özel hayatı ve kişisel verilerinin kamu yararına katkı sağlamayacak şekilde işlendiği görülen, güncelliğini yitiren, her an toplumun erişimine açık halde bulunan ve tarihsel bir veri olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılan yayınlar hakkında; makul, haklı ve ispatlanabilir taleplerde bulunulması halinde, ifade ve basın özgürlüğünün özüne halel getirmemek şartıyla, ‘kişisel verilerin korunması’ ve ‘unutulma hakkı’ kapsamında ‘erişime engellenmesi’ yönünde kararlar verebileceği değerlendirilmektedir”

Anayasa Mahkemesi-B. No: 2014/18260-4/10/2017 tarihli kararında ise dengenin zamanla ifade özgürlüğü lehine bozulabildiğine işaret etmiştir:

“Anayasa Mahkemesi 3/3/2016 tarihli ve 2013/5653 numaralı N.B.B. başvurusunda internetin etkin olarak kullanılmasıyla beraber ifade ve basın özgürlükleri ile şeref ve itibarın korunması arasındaki dengenin ilki lehine bozulduğunu, bu dengenin tekrar kurulabilmesinin şeref ve itibar yönünden bireylerin unutulma hakkının kabul edilmesi ile mümkün olabileceğini belirtmiştir”

Ayrıca Anayasa Mahkemesi aynı kararda ve Yargıtay 19. Ceza Dairesi-2019/28149-2020/13099-19.10.2020 tarihli kararında somut olay incelemesinde dikkate alınması gereken kriterler şu şekilde ortaya konulmuştur:

“Bu durumda bir İnternet yayınının unutulma hakkı kapsamında İnternet ortamından çıkarılabilmesi için; yayının içeriği, yayında kaldığı süre, güncelliğini yitirme, tarihsel bir veri olarak kabul edilememe, kamu yararına katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık tutan niteliği), habere konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı, haber veya makalenin konusu, bu bağlamda haberin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği, halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi hususların her somut olay açısından birlikte değerlendirmeye tabi tutularak ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekmektedir.”

Erişimin engellenmesi koruma tedbirine ilişkin olarak Yargıtay 19. Ceza Dairesi-2020/5728-2021/1705-17.02.2021 kararında önemli bir usul kuralı vurgulanmıştır:

“Erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanması için yayının içeriğinde kişilik hakkına yönelen bir suç unsuru bulunması şartı aranmadığı gibi yayın içeriğinde bir suç işlenmişse dahi yürütülecek ceza muhakemesinin sonucu beklenmeksizin erişimin engellenmesi tedbirine bir koruma tedbiri olarak hükmedilebilecektir”