Av. Ali TOPÇU

Blog

Savcılık Aşamasında İfade Alınırken Avukatın Bulunmasının Önemi

SAVCILIK AŞAMASINDA İFADE ALINIRKEN AVUKATIN BULUNMASININ ÖNEMİ Savcılık Aşamasında Avukat: Bir Hukuki İnceleme Ceza muhakemesinin en kritik aşamalarından biri olan soruşturma aşamasında, şüpheli veya sanık konumundaki kişinin haklarını korumak ve adil bir yargılanma süreci sağlamak için avukata danışmak ve avukatın hukuki yardımından yararlanmak büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili mevzuatlar ışığında soruşturma aşamasında avukatın rolünü ve önemini inceleyeceğiz. Giriş Ceza muhakeme süreci, iddia makamı ve savunma makamının karşı karşıya geldiği bir mücadeleyi temsil eder. Bu mücadelede, şüpheli veya sanık konumundaki bireyin haklarını korumak ve adil bir yargılanma sürecini temin etmek avukatın görevidir. Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca, her birey savunma hakkına sahiptir ve bu hak kapsamında avukat tutma ve hukuki yardım alma özgürlüğü de yer alır. Çelişkili Beyanlar Soruşturma aşamasında ifade alındıktan sonra kovuşturma (mahkeme) aşamasında alınan ifadelerin farklı olması elbette mahkeme tarafından sanık aleyhine değerlendirilecektir. Çünkü deliller değerlendirilirken bu çelişkinin suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar niteliğinde olduğu düşünülmektedir.  Bu duruma ilişkin örnek bir kararda : ”Sanık …’in soruşturma aşamasında kollukta verdiği 21.11.2006 tarihli ilk ifadesinde hırsızlığa konu güneş gözlüklerini 1,5 yıl önce seyyar satıcıdan aldığını beyan ettiği, yine kollukta verdiği aynı tarihli sonraki ifadesinde çelişkili olarak güneş gözlüklerinin kendine ait olmadığını birlikte yaşadığı sanık …’in yaklaşık 2 ay önce getirerek takması için kendine verdiğini beyan ettiği, Cumhuriyet Savcılığı’nda müdafii katılımıyla alınan savunmasında sanık …’un kendini telefonla arayarak müşterek ikametlerinde yapılan aramada elde edilen güneş gözlüklerini satın aldığını söylemesini istemesi nedeniyle çelişkili ifade verdiğini beyan etmesi ve sanıkların müşterek ikametlerinde yapılan aramada çalıntı olduğu değerlendirilen çok sayıda elektronik eşya elde edilmiş olması karşısında, adı geçen sanığın yüklenen suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekmektedir…” (Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2011/14336 E., 2012/10089 K., 30.04.2012 K.T.) Dava sürecinde sanığın tutarlı ve çelişkisiz beyanlarda bulunması, hem adaletin sağlanması hem de gerçeğin ortaya çıkması için son derece önemlidir. Çelişkili beyanlar, sanığın suçluluğu veya masumiyeti hakkında belirsizlik yaratabilir, soruşturma ve kovuşturmayı zorlaştırabilir ve yanlış bir mahkumiyete yol açabilir. Bu sebeple doğru ve istikrarlı beyanlar, mahkeme kararında sanık lehine kullanılacaktır. İfade Aşamasında Müdafiin (Avukatın) Hukuki Bilgisinden Yararlanma Hakkı Ceza Muhakemesi Kanunun 147. Maddesinin İfade ve Sorgunun Tarzı Başlıklı, 147. Maddesi uyarınca; ”Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguyaçekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin sorularıdoğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği,müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecekdurumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine barotarafından bir müdafi görevlendirilir.d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğineyakalandığı derhâl bildirilir.e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır vekendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ilerisürmek olanağı tanınır.g) İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.i) İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ileifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilipgetirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafındanokunduğu ve imzalarının alındığı.5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.” Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi, ifade alma ve sorgu aşamasında uyulması gereken usulleri düzenlemektedir. Bu maddeye göre, şüpheliye yüklenen suç anlatılır, susma hakkı ve avukata danışma hakkı bildirilir, müdafi seçme imkanı sunulur ve bunlar belirterek ifade veya sorgu tutanağı düzenlenir. Soruşturma Aşamasında Avukatın Rolü Kanun, şüphelinin kolluk veya savcılık makamları tarafından alınan ifadesinde müdafi (avukat) bulundurma hakkını güvence altına almaktadır. Bu hak, şüphelinin savunmasını en iyi şekilde yapmasını ve haklarının ihlal edilmemesini sağlamayı amaçlamaktadır. Müdafi, ifade sırasında şüphelinin yanında olarak şu görevleri yerine getirir: Şüpheliyi CMK’daki hakları hakkında bilgilendirir.Sorgunun hukuka uygun şekilde yapılmasını ve şüphelinin aleyhine olacak beyanlarda bulunmasını önler.Şüphelinin ifadesini dinler ve gerekli durumlarda düzeltmeler yapılmasını sağlar.Şüphelinin aleyhine toplanan delilleri inceler ve gerekirse delillerin hukuka uygunluğuna itiraz eder.Müvekkilinin haklarını korumak için gerekli tüm yasal işlemleri yapar.Müvekkili ile görüşerek suçlamaları ve delilleri değerlendirir.Müvekkilinin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri inceler.Gerekirse bilirkişi incelemesi talep eder.Müvekkilinin serbest bırakılması veya adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması için talepte bulunur. Sonuç Soruşturma aşaması, ceza muhakemesinin en önemli aşamalarından biridir. Bu aşamada şüpheli konumundaki kişinin haklarının korunması ve adil bir yargılanma sürecini temin edilmesi için avukata danışmak ve avukatın hukuki yardımından yararlanmak büyük önem taşımaktadır. Çünkü ifade alınırken kendi aleyhine verilecek her türlü yanlış bilgi, mahkeme aşamasında kendisi aleyhine delil olarak karşısına çıkabilecektir. Bu nedenle avukat huzurunda verilen doğru ve hukuka uygun beyanlar, yasal yollardan hak arama mücadelesinde, adil bir yargılanma sürecine katkıda bulunur.                                                                                                      Av. Ali TOPÇU 

Savcılık Aşamasında İfade Alınırken Avukatın Bulunmasının Önemi Read More »

Değer Kaybı Tazminatı Nedir? Nasıl Talep Edilir?

DEĞER KAYBI TAZMİNATI NEDİR? NASIL TALEP EDİLİR? DEĞER KAYBI TAZMİNATI  Değer Kaybı Tazminatı Maddi hasarlı trafik kazaları, hem maddi hem de manevi açıdan mağduriyetlere yol açabilmektedir. Kazada kusurlu olan tarafın karşı tarafa maddi hasarı tazmin etmesi yükümlülüğü vardır. Bu tazminat kapsamında sadece onarım masrafları değil, değer kaybı da yer alır. Değer kaybı, kaza sonucu hasar gören aracın, tamir edilse bile kaza öncesi değerine ulaşamaması durumudur. Yani, araç kaza öncesine kıyasla daha az fiyata satılabilmektedir. Bu durum, aracın kaza geçmişine, hasarın boyutuna, kilometre durumuna, model yılına ve piyasa şartlarına bağlı olarak değişmektedir. Değer kaybı tazminatı, kaza mağdurunun uğradığı maddi zararı karşılamayı amaçlamaktadır. Bu tazminat, kaza mağdurunun aracını kaza öncesi değere yakın bir fiyata satabilmesini sağlamaktadır. Zorunlu Trafik Sigortası Trafik kazası sonucunda kusursuz olan, en azından daha az kusurlu olan tarafın maddi taleplerinin karşılanması için kanunen birtakım güvenceler bulunmaktadır. Bunların başında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gelmektedir.  Karayolları Trafik Kanunu’ nun 91. Maddesi uyarınca; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”  Kanunda değer kaybı taleplerinin zorunlu trafik sigortası kapsamında değerlendirilip değerlendirelemeyecği noktasında açıklık bulunmamasına rağmen yüksek mahkeme kararlarında değer kaybı tazminatının zorunlu trafik sigortası kapsamında olduğu belirtilmiştir. ”…Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Zarar verenin aracını Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte zarar görenin gerçek zararından limiti ile sorumludur. Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren, hem de Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasıcısı sorumludur…” (YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ Esas: 2022/5057Karar: 2022/14185 Tarih: 09.11.2022) Nitekim, zorunlu trafik poliçeleri kapsamında kusurlu olan tarafın, aracı için yaptırdığı trafik sigortasından değer kaybı tazminatları sigorta şirketlerinden talep edilebilecektir. Değer Kaybı Tazminatı Nasıl Talep Edilir?Kaza sonrası; Kaza tutanağı, kazaya ilişkin fotoğraflar, Hasar tespit tutanağı,Tamir faturaları,Aracın rayiç bedelini gösteren ekspertiz raporu ve diğer belgelerle birlikte sigorta şirketinden, kusurlu sürücündendava yoluyla talep edilebilir. Sigorta şirketinden değer kaybı tazminatı:Kasko sigortası yaptırmış olanlar, sigorta şirketlerinden değer kaybı tazminatı talep edebilmektedirler.Sigorta poliçesi ve teminat şartları, tazminat tutarını ve tazminatın hangi durumlarda ödeneceğini belirler.Sigorta şirketleri, değer kaybı tazminatı için ekspertiz raporu talep edebilirler. Kusurlu sürücünden değer kaybı tazminatı:Kasko sigortası yaptırmamış olanlar veya sigorta poliçesinin değer kaybı tazminatını karşılamaması durumunda, kusurlu sürücüden dava yoluyla değer kaybı tazminatı talep edilebilir.Bu davada, bir bilirkişi tarafından aracın değer kaybı tespit edilmesi gerekir. Değer Kaybı Tazminatlarında Dikkat Edilmesi Gereken NoktalarDeğer kaybı tazminatı, kaza mağdurunun uğradığı maddi zararı karşılamayı amaçlamaktadır.Değer kaybı tazminatı, manevi tazminat değildir.Değer kaybı tazminatı için araç rayiç bedelini gösteren bir ekspertiz raporu gereklidir.Değer kaybı tazminatı, kaza tutanağı, hasar tespit tutanağı ve tamir faturaları gibi belgelerle belgelenmelidir.Değer kaybı tazminatı ile ilgili yasal haklarınız konusunda bilgi edinmek için bir avukata danışmanız faydalı olacaktır.   Av. Ali TOPÇU 

Değer Kaybı Tazminatı Nedir? Nasıl Talep Edilir? Read More »

KİRA BEDELİNİN ÖDENMEMESİ HALİNDE KİRACININ İLAMSIZ İCRA MARİFETİYLE TAHLİYESİ

KİRA BEDELİNİ ÖDENMEMESİ HALİNDE KİRACININ İLAMSIZ İCRA MARİFETİYLE TAHLİYESİ A) Genel Olarak Kirayaveren ve kiracı; karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanıyla bir kira sözleşmesi gerçekleştirir. Bu bağlamda akdedilen kira sözleşmesi sözlü olabileceği gibi yazılı olarak da gerçekleştirilebilir. Tarafların kurduğu bu kira ilişkisinde taraflar birbirinden, dürüstlük kuralına uygun olarak sözleşme ile kendilerine yüklenen edimleri yerine getirmelidir. Bu edimler şu şekildedir: Kira sözleşmesi ile kiraya verene kiralananı belirlenen tarihte ve şekilde kiracıya teslim etmesi, kiracının ise bu sözleşme kapsamında kira bedelini ödeme borcu gündeme gelecektir. İşte bu noktada kiraya verenin teslim yükümlülüğünü yerine getirmesi ancak kiracının hiç veya gereği gibi kira bedelini ödememesi durumunda, kiraya veren kiracının tahliyesini talep edebilecektir. İşte bu noktada tahliye yollarından biri de ilamsız icra yoluyla tahliyedir. B) İlamsız İcra Yoluyla Kiracının Tahliyesi Kiracının kira bedelinin vadesinde ödememesi üzerine kiraya veren, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.269-269/d hükümleri çerçevesinde kira bedelinin ödenmemesi sebebine dayanarak ilamsız tahliye yoluna başvurma hakkına sahiptir. Bu takip yolu kendine özgü olup genel haciz yoluyla takipten farklı olarak, takibin kesinleşmesinden sonra ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacıyla yürütülecek hacizle beraber kiracının tahliye edilmesine ilişkin prosedür de işletilecektir. Kiracının kiralanandan tahliyesi, kiracının icra dairesi tarafından gönderilen ödeme emrine itiraz etmemesi ve etmesi ihtimaline göre farklı usul ve yöntemlere tabidir.  a) Kiracının Ödeme Emrine İtiraz Etmemesi Halinde Tahliye Bu kapsamda, öncelikle kiraya verenin varsa yazılı kira sözleşmesine eklemek suretiyle icra dairesinden uygulamada ”Örnek-13” şeklinde belirtilen takip yolu ile takip talebini icra dairesine  iletmesi gerekmektedir. İcra dairesi bu talep doğrultusunda borçlu kiracıya, kira bedelini ödemesi için ödeme emrini tebliğ eder. Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini  İcra ve İflas Kanunu 62 nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur.Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır. Kiracının borca yedi günlük yasal süre içerisinde itiraz etmemesi durumunda takip kesinleşir. Kira bedelinin süresinde ödenmemesi sebebiyle tahliye şartlarının gerçekleşmesi için yedi günlük sürenin geçmesi yetmemektedir.Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 315’te “Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.” hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm çerçevesinde ödeme emrinin borçlu kiracıya tebliği ile kiracının normal kiralarda 10 gün, konut ve çatılı iş yeri kiralarında 30 gün içerisinde kira borcunu ödemesi gerekmektedir. Ürün kiralarında ise borçlu kiracının kira borcunu ödemesi için verilen süre TBK m. 362’de belirtildiği üzere en az 60 gündür. Kiracının ödeme emrinin tebliğinden itibaren yukarıda belirtilen ödeme süreleri içerisinde kira bedelini ödemesi halinde tahliye davası açılamaz. Ancak kiracının ödeme emrinin tebliği sonrası yukarıda belirtilen ödeme süreleri içerisinde kiracının kira bedelini ödememesi halinde kiracı aleyhine haciz işlemlerine başlanabilecek ayrıca icra mahkemesinde dava açmak suretiyle kiracının tahliyesi istenebilecektir.  b) Kiracının Ödeme Emrine İtiraz Etmesi Halinde Tahliye Kiracı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödeme emrine itiraz edebilir. Bu durumda kiracının itirazı üzerine takip durur, kiracı aleyhine haciz işlemlerine girişilemez. (Kiracının bu itirazın haklı veya haksız olması takibin durması bakımından önemli değildir.) Yine bu ihtimalde de yukarıda belirtilen Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 315’te belirtilen ödeme süreleri beklenmelidir. Bu süre içerisinde kiracı, kira bedelini öderse tahliye davası açılamaz. Ancak belirtilen süre içerisinde kiracı tarafından herhangi bir ödeme yapılmaz ise kirayaveren, kira bedelinin ödenmesi ve kiracının kiralanandan tahliyesi için dava açabilecektir.  Sonuç  Kiracının kira bedelini ödememesi nedeniyle ilamsız icra yoluyla tahliyesini talep etmek mümkündür. İcra dairesince ödeme emrinin tebliğinden itibaren borçlu kiracının yedi günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmemesi halinde kirayaveren; Türk Borçlar Kanununda belirtilen ödeme süresi içerisinde ödenmesini bekleyecek, belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde kiracı aleyhine kira bedelinin tahsili için haciz işlemlerine başlanabilecek ve tahliye davası açılabilecektir. Ancak kiracının icra dairesince gönderilen ödeme emrinin tebliğinden itibaren borçlu kiracının yedi günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi halinde kiracının itirazı üzerine takip duracak ve kirayaveren Türk Borçlar Kanununda belirtilen ödeme süresi içerisinde ödenmesini bekleyecek, belirtilen süre içerisinde kira bedelinin ödenmemesi halinde kiracı aleyhine kira bedelinin tahsili ve kiracının kiralanandan tahliye için dava açılabilecektir. Av. Ali TOPÇU Yasal Uyarı: Bu bilgiler genel bilgi verme amaçlıdır ve yasal tavsiye niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir yasal işlem yapmadan önce bir avukata danışmanız tavsiye edilir.    

KİRA BEDELİNİN ÖDENMEMESİ HALİNDE KİRACININ İLAMSIZ İCRA MARİFETİYLE TAHLİYESİ Read More »

ANONİM ŞİRKETLERDE AVUKAT BULUNDURMA ZORUNLULUĞU

ANONİM ŞİRKETLERDE AVUKAT BULUNDURMA ZORUNLULUĞU ANONİM ŞİRKET NEDİR  Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Anonim şirketin pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur. Anonim şirketler, kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabilir. Bu şirketlerin sermayeleri en az elli bin Türk Lirasından (50.000 TL) ve sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi yüz bin Türk Lirasından (100.000 TL) aşağı olamaz.  ANONİM ŞİRKETLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ  Anonim şirket bünyesinde ticaret yapmak isteyen kişiler açısından pek çok yükümlülük mevcuttur. Bunlara TTK uyarınca anonim şirket esas sermayesinin en az elli bin Türk Lirası (50.000 TL) olması, her faaliyet dönemi sonunda genel kurul yapılması, kuruluş sürecinde bakanlıktan izni alınan anonim şirketlerin genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisi (hükümet komiseri) çağırma zorunluluğu, şirket hesaplarının profesyonel olarak bağımsız (dış) denetime konu olması, internet sitesi oluşturma yükümlülüğü örnek verilebilir. Bunların dışında anonim şirketlerin bir diğer önemli yükümlülüğü de sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğüdür.   ANONİM ŞİRKETLERİN AVUKAT BULUNDURMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ  Avukatlık Kanunu’nun 35. Maddesine göre esas sermayesi 250.000,00 TL ve üstü olan anonim şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğu vardır. Avukatlık Kanunu Yönetmeliğine göre bu yükümlülüğü yerine getirmeyen anonim şirketler Cumhuriyet Başsavcılığının re ’sen harekete geçmesinin yanısıra merkezlerinin bulunduğu yer barosu tarafından takip edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulacağı ve Baro Başkanlığı’nın bu konudaki çalışmaların sonuçlarını sözleşmeye taraf olan avukatları da içeren bir rapor ile her yıl sonunda Türkiye Barolar Birliği’ne bildirileceği ifade edilmiştir. Bu sebeple barolar belirli dönemlerde avukat bulundurma yükümlüsü şirketlere uyarı yazısı göndermektedir. Anonim şirketler kendilerine tebliğ edilen bu yazıya tebliğ tarihinden itibaren on (10) gün içerisinde cevap vermekle yükümlüdür. Anonim şirketler avukat bulunduruyor ise cevap yazılarında ilgili avukatın ücret ödemelerini gösteren serbest meslek makbuzu ödeme belgesi örneklerini, avukat sigortalı olarak çalıştırılıyor ise avukatın istenilen yıla ilişkin maaş bordroları örneklerini ilgili Baro Başkanlığı’na sunmaları gerekmektedir.   ANONİM ŞİRKETLERDE VEKİL BULUNDURMA ZORUNLULUĞUNUN CEZASI  Avukatlık Kanunu’nun 35. Maddesinde avukat bulundurma yükümlülüğünün yanında bu yükümlülüğü ihlalin yaptırımı düzenlenmiştir. Bu maddeye göre bünyesinde avukat bulundurmayan anonim şirketler Cumhuriyet Savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verileceği öngörülmüştür. Buna göre bir anonim şirket bu yükümlülüğe uymadığı takdirde idari para cezasıyla karşı karşıya kalacaktır.    AVUKAT İLE YAPILACAK SÖZLEŞME NASIL OLMALIDIR  Anonim şirketlerde avukat bulundurma yükümlülüğü kapsamında avukat ile yapılacak sözleşmede bulunması gereken hükümler Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre yapılacak olan sözleşme Avukatlık Kanunu’na ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygun ve yazılı bir şekilde düzenlenmelidir. Yapılacak olan sözleşmenin taraf sayısından bir fazla olacak şekilde düzenlenmesi gerekip birer nüshasının taraflara bir nüshasını ise avukatın kayıtlı olduğu baroya gönderilmelidir. Sözleşmenin içeriğinde iş sahibinin adı, soyadı, mesleki ya da ticari unvanı, adresi, vergi/T.C. kimlik numarası, Avukatın/avukatlık bürosunun/avukatlık ortaklığının adı, soyadı, unvanı, vergi/T.C. kimlik numarası, işin tanımı, Avukatlık ücreti ve ücretin nasıl ödeneceği, sözleşme hükümlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi değişikliklerine göre uyarlanacağı, sözleşmenin süresi, sözleşmenin sona erme koşulları, işin harç ve giderlerinin iş sahibine ait olduğu, bunların peşin olarak ya da avukatın ilk talebinde derhal ödenmesi gerektiği, sözleşmede yazılı adresin avukatın bu konudaki taleplerini ileteceği adres olduğu, bu adrese yapılan tebligatların iş sahibine yapılmış sayılacağının yer alması gerekmektedir.    Av. Ali TOPÇU 

ANONİM ŞİRKETLERDE AVUKAT BULUNDURMA ZORUNLULUĞU Read More »

right, law, attorney-4926156.jpg

KVKK YÜKÜMLÜLÜKLERİ

KVKK YÜKÜMLÜLÜKLERİ KİŞİSEL VERİ NEDİR  KVK Kanunu gerekçesinde kişisel veri “Bireylerin kimliklerini belirli hale getirmeye elverişli her türlü bilgi” şeklinde ifade edilmiştir.” KVKK’da ise kişisel veri “Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlar kapsamında kişinin kimlik, iletişim, sağlık ve mali bilgileri ile özel hayatına, dini inancına ve siyasi görüşüne ilişkin her türlü bilgi kişisel veri olarak nitelendirilebilir.   KVKK (KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU) NEDİR  KVKK kişisel veriler ile ilgilenen kurum ve kişilerin uyması gereken yükümlülükleri belirleyen, kişisel verilerin mahremiyetini düzenleyen, verilerin korunması ile ilgili prosedürleri ortaya koyan, veri koruma ilkelerini açıklayan yasadır.  KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ   Kişisel verileri korumakla yükümlü kişilere veri sorumlusu denmektedir. Veri sorumlusu 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre “kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre veri işleyen her kurum, şirket, dernek veya kişi veri sorumlusudur. Dolayısıyla her şirket KVKK’ya uygun hareket etmek ve Kanun’da belirtilen yükümlülüklere uymak zorundadır.  VERİ SORUMLUSUNUN YÜKÜMLÜLÜKLERİ   Veri sorumlusu KVKK’da “Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Kanun’a göre veri sorumlusu olanlar veri güvenliği konusunda aşağıdaki maddelerden sorumludur:  Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek,  Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek,   Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak.  Veri sorumlusunun bu yükümlülükleri yürütebilmek için her türlü teknik ve idari tedbir almak zorundadır.  Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından yayımlanan tedbirler aşağıdaki gibidir:  Siber Güvenliğin Sağlanması Kişisel Veri Güvenliğinin Takibi Kişisel Veri İçeren Ortamların Güvenliğinin Sağlanması Kişisel Verilerin Bulutta Depolanması Bilgi Teknolojileri Sistemleri Tedariki, Geliştirme ve Bakımı Kişisel Verilerin Yedeklenmesi  Veri Sorumlusunun KVKK’da Öngörülen Yükümlülükleri   GENEL İLKELERE UYUM SAĞLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ  Veri sorumlusu kişisel verilerin işlenmesi sırasında, “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve gerektiğinde güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma, ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” ilkelerine uymakla yükümlüdür.  AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ  Veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişi, ilgili kişilere; Veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliğini, kişisel verilerin hangi amaçla işleneceğini, işlenen kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceğini, kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi, ilgili kişinin haklarını bildirmekle yükümlü kılınmıştır.  KİŞİSEL VERİLERİN SİLİNMESİ YOK EDİLMESİ VE ANONİM HALE GETİRİLMESİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ  Veri sorumlusunun kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde re ’sen ya da ilgili kişinin talebi üzerine verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi gerekmektedir.  DENETİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ  Veri sorumlusunun kendi kurum veya kuruluşunda, KVKK hükümlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli denetimleri yapmak veya yaptırmak zorundadır.  VERİ SORUMLULARI SİCİLİNE KAYIT YÜKÜMLÜLÜĞÜ  Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişiler, veri işlemeye başlamadan önce Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun gözetiminde tutulan Veri Sorumluları Sicili ’ne kaydolmak zorundadır.  KVKK YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN İHLALİ HALİNDE UYGULANACAK CEZALAR  KVKK’nın “Kabahatler” başlıklı 18. maddesi uyarınca aşağıdaki yaptırımlar öngörülmüştür:  Aydınlatma yükümlülüğüne aykırılık halinde 5.000 ila 100.000 TL,  Veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere aykırılık halinde 15.000 ila 1.000.000 TL,  Kurul tarafından verilen kararları yerine getirmeme halinde 25.000 ila 1.000.000 TL,  Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket etme halinde 20.000 ila 1.000.000 TL idari para cezası.  KVKK’nın 18. madde gerekçesinde, yukarıda belirtilmiş olan idari yaptırımların veri sorumlusu olan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine uygulanacağı belirtilmiştir.  KVKK YÜKÜMLÜLÜKLERİNE UYULMAMASI HALİNDE BAŞVURULACAK MERCİ  KVKK’da işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi halinde, veri sorumlusunun en kısa sürede ilgilisine ve Kişisel Verileri Koruma Kuruluna bildirmesi gerektiği, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun ise gerekli görmesi halinde bu durumu kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebileceği hükme bağlanmıştır.  Veri sorumlularının Kişisel Verileri Koruma Kurumunun internet sitesi üzerinden Kişisel Veri İhlali Bildirim Formunu doldurarak Kişisel Verileri Koruma Kuruluna başvuru yapması gerekmektedir. Fakat dikkat etmek gerekir ki Kişisel Veri İhlali Bildirim Formunun yalnızca veri sorumlusu tarafından doldurulması gerekir. Kişisel şikayet ve ihbarların ise yine Kişisel Verileri Koruma Kurumunun internet sitesinde bulunan KVKK şikayet modülü üzerinden yapılması gerekmektedir. Av. Ali TOPÇU

KVKK YÜKÜMLÜLÜKLERİ Read More »